Danışanınızı anlatmadan önce üç soru
Somut vaka anlatmak içeriği güçlendirir, ama anlattığınız kişi size ait olmayan bir veri. Sınırı çizmenin pratik yolu var.
Uzman içeriğinin en güçlü hâli somut örnektir: “şöyle bir durumla geldi, şunu denedik, şu oldu.” İzleyici kendini o örnekte tanır ve mesaj yerine oturur. Ne var ki o örnekteki kişi sizin danışanınız ve anlattığınız şey size ait değil.
“Tanınabilirlik” sandığınızdan geniş
İsim vermemek yetmiyor. Yaş, şehir, meslek, şikâyet ve zaman bir araya geldiğinde kişi kendi çevresi tarafından tanınır hâle gelir. Ölçüt sizin niyetiniz değil, kişinin belirlenebilir olması.
İsmini söylemediniz diye anonim olmuyor: “geçen hafta gelen 34 yaşındaki öğretmen” cümlesi birini işaret ediyor.
Çekimden önce sorulacak üç soru
- Bu ayrıntı olmadan da anlatabilir miyim? Yaş, şehir ve meslek çoğu zaman hikâyeye hiçbir şey katmıyor.
- Kişi bu videoyu görse kendini tanır mı? Daha önemlisi: çevresi tanır mı?
- Rızam var mı, yazılı mı, ve neyin nerede paylaşılacağını kapsıyor mu?
Rıza alacaksanız düzgün alın
Sözlü bir “olur mu” yeterli değil. Neyin, hangi mecrada, ne kadar süreyle paylaşılacağını yazın ve kişi istediği an geri çekebileceğini bilsin. Sağlık alanındaysanız ayrıca dikkat: tanıtım mevzuatı danışan teşekkürü ve memnuniyet paylaşımını doğrudan yasaklıyor, rıza bu yasağı ortadan kaldırmıyor.
Hikâyeyi kaybetmeden anlatmanın yolu
Vakayı tekile bağlamak yerine kalıba bağlayın: “danışanlarımda sık gördüğüm bir kalıp var”, “bunu düzenli yapanlarda genelde şu oluyor.” Anlatı gücünü koruyor, kişi kayboluyor. Üstelik bu hâli daha inandırıcı: tek bir vaka anekdot, tekrar eden kalıp uzmanlıktır.
Anlattıklarımızı kendi hesabınızda görmek en hızlı yol.
Ücretsiz demoyu başlat